Çocukluk Böyle Bir Şey
İlkokulda okurken yaz tatillerinin birinde babam bizi köye getirdi. Eşyalarımızı dayımlara bıraktık. Yengem yemek hazırladı. Karnımızı doyurduktan sonra babamla köyde gezmeye çıktık.
Derken Orhaniye den, Kara kasım köyüne giderken bir köprü vardır. Oraya geldik. Köprünün altına baktığımızda yüzlerce balık gördük. Babama balık yakalayalım, balık yakalayalım diye tutturdum. Oda bana evladım burada balık oltası bulamayız demişse de ben dinlemedim. Israrım karşısında köyün bakkalına geldik. Babam misina, olta sordu. Tabii ki yok . Bunun üzerine bakkal amca bize makaradan bir kâğıda bir miktar ip sararak verdi. Sıra olta iğnesine geldi. Onu da bir toplu iğnenin ucunu bükerek yaptı. Babam ipin ucuna toplu iğneden yapılmış oltayı bağladı. Bir kamışa ipi bağlayarak bir olta elde etti. Sıra balık yakalamaya geldi. Babam bir çekirgeyi yem olarak kullanarak bir balık yakalamayı başardı.
Oltada balık olduğu halde benim omuza koydu. Balığı ben yakalamışım gibi zafer kazanmış bir komutan edasıyla köyün yollarında yürüdüm. Çocukluk böyle bir şey. Küçük şeylerden mutlu olmak…..
Ali Aksöyek







