Eğitim Bir Süreçtir
Değerli arkadaşım Recep Bey, ilköğretim 2.sınıfına giden kızı için hocam kızım okulda yerinde duramıyormuş. Bağırıyor, çağırıyor her şeyi kırıp döküyormuş diye söyledi. Evde gayet sakin sanki eleştirilen çocuk o değil. Biz çocuğumuzu tanıyamıyoruz. Odasına giriyor oyuncakları ile konuşuyor. Bende kendisine benim kızımın da aynı yaşlarda aynı davranışlarda bulunduğunu söyledim. Apartman yaşamında çocuklar arkadaşsız kalıyor. Oyuncaklar arkadaş figürü oluyor. Bu sebepten bu davranışları sergiliyorlar. Çocuğumuza en iyi okulu ararken kendi çevremizden uzaklaştırıyoruz. Bizler öğrenci iken kendi çevremizdeki okullara giderdik. Çocukluk arkadaşlarımızla aynı okulda aynı sınıflarda okurduk. Sınıf geçmek zordu. Çok çalışmak gerekiyordu. Bizler ilkokulu ve ortaokulu bitirme sınavlarına girerek bitirdik. Lise eğitimi seviyesine çok az öğrenci gelebiliyordu. 8.sınıflar yılsonunda OKS sınavına girecekler. Veliler haklı olarak çocukları ile ilgili gelecek kaygısı taşıyorlar.
MEB öğrenci ve velileri rahatlatıcı kararlar aldı. 6 ve 7.sınıflarda bu sene SBS yok. Yine dershaneleri onaylamasam da dershaneler maalesef ülkemizdeki çarpık eğitim anlayışı sebebi ile okulların yerini aldı. Bu bir ülke gerçeği. Sınıfların homojen mi, heterojen mi teşkil edilsin sorunu hala tartışılıyor. Birçok okulda özel sınıflar oluşturuluyor. Çünkü okullarda çok farklı akademik seviyede öğrenciler var. İlgili ailelerin çocuklarında gözle görülür bir ilerleme var. 6,7 ve 8.sınıfların derslerine giriyorum. İstanbul gibi büyük bir metropolde anne ve baba çalışıyorsa 6.sınıfa giden bir öğrencinin velisi öğrenci okuldan mezun oluncaya kadar geçen süreçte toplantılara birkaç kez geliyor. Her toplantıya gelen velilerin çocukları kendisini disipline ediyor. İlgili veliler çocukların ödevlerine varıncaya kadar eğitim ve öğretimle yakından ilgili. Eğitim eskilerin diliyle terbiye bir süreç. Başarıya özendirilen öğrenci artık bunu benimsiyor. Daha ileri hedeflere doğru hareket ediyor. Veli toplantısına giden bir veli çocuğunun, öğrencilerin birbiri ile yarış ve rekabet halinde olduğu bir sınıfta okumasını istiyor ki bu da çok doğal. İşte böyle sınıflara homojen sınıf deniyor. Ancak farklı seviye gruplarının okutulduğu sınıflara heterojen sınıf deniyor ki rehberlik danışmanları böyle sınıfların kurulmasını istiyor. Eğitimde fırsat eşitliği bakımından çan eğrisine göre farklı seviye grupları olması isteniyor. Tabiî ki özel dershaneler ve özel okullar seviye grupları kurarak öğrenciyi ders çalışmaya özendirmeye çalışıyorlar. Her ayın sonunda yaptıkları deneme sınavları ile öğrencileri bir üst seviye grubuna taşıyorlar.
Öğretmen, veli ve öğrenci ile gerçekleşen öğrenme ve davranış edinme süreçlerine eğitim diyoruz. Sosyal bir devlette eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olmalıdır. Ancak eğitim ve sağlık hizmetleri hızla özelleşiyor. Özel üniversiteler hızla çoğalıyor. Maddi olanaklarımız kadar eğitim ve sağlık hizmeti alıyoruz. MEB’in hedefleri arasında öğrencileri dershaneye bağımlı kılan bu anlayıştan kurtarmaya yarayan projeler üretiliyor. TÜBİTAK “bu benim eserim” projelerine öğrencilerin katılmasını öneriyor. Bu günkü sisteme göre öğrencinin iyi bir Anadolu Lise’sine girebilmesi için 450–500 puan arası bir puan tutturması gerekiyor. Düz liseler hızla Anadolu lisesine veya Meslek lisesine dönüşüyor. Üniversitelerde bazı derslerde proje tabanlı eğitim anlayışı uygulanmaya başladı. Zaman içersinde ülkemizde de Amerika da ilköğretim öğrencilerine uygulanan proje tabanlı eğitime geçilmesi öngörülüyor. “Bu konuda sosyoloji profesörü Emre Kongar’ın Kızlarıma Mektuplar kitabı referans alınabilir.” Böylece öğrencileri dershanelere bağımlı kılmadan da yaratıcılıklarını ortaya çıkartan ve yeteneklerini köreltmeyen bir eğitim anlayışı gerçekleştirilebilir.
“ Bilim bilinmeyene ulaşma çabasıdır." “En gerçek yol gösterici bilimdir.” Ali Aksöyek







